Güzel insan yoktur, kafası güzel insan vardır. * * * Dünya dönüyor sen ne dersen de Yıllar geçiyor sen gebersen de. * * * Savaşın kuralı yok, o yüzden güzeli de yok. * * * Görmemiş olman, yapmadığı anlamına gelmez * * * İçeriye bak ama dışarıya da bak. * * * Gideceğin yere ne [...]
Gosterilen Zaman Ocak, 2012
dünya bir vakit kurtlanmış işte biz olmuşuz gelir biri tozunu alır bakarsın yok olmuşuz
— Biz sonrası lazım değil Yürüdüğümüz kâfi Duralım burada, konaklayalım — Gölgesi dahi olsa varlığını istersin Hayaletindense fena korkarsın Şimdi oturup beklesek, yetişemeyiz Duramayız artık Hazırlanmış o sona Dörtnala (atsız) koşuyoruz — Halimiz belli değil mi Bir böcek gibi duvar kenarlarına Sürtünerek yaşıyoruz Söylesene yalansız Gideceğimiz yerde Duvarlar var mı Örtüler var mı Yalan var [...]
— Uzun zaman sonra yüzünde bir değişiklik var, diyorsun. Neşesizliğin tekrar buraya koparılıp getirilmenden mi, onu mu soruyorsun? — Yüz kaslarım politikada pek hamlar. Zoraki gülümsemeyi sürdüremiyorum. Yüzümde yorgunluğu hissediyorum. Eğlenmek yoruyor, eğleniyor gibi görünmek misli yoruyor. * * * — Müzik? — Açma. — İstemez misin? — Müziğe doydum. * * * — Yaz [...]
Aynı çatı altında kumrular Ne güzel, yuva kurmuşlar Sevgi diyorsan var elbet Ama boş duruyor sayfalar Kalem, alışveriş listesine Oynarsa oynar Aşkı sorayım diyorum Nereye sakladınız bakayım Kırık dökük de olsa Yazmadınız mı iki satır Aşk kalem oynattırmamışsa Çalın başınıza sevginizi Boşuna yaşamışsınız demek ki Çalın davulları, zurnaları Gürültüye boğun bari Duymasın kimse İçinizdeki sessizliği
Mini öykü Sürekli baştan başlıyor. Eğer dikkatini dağılırsa şaşırıyor, nerede kaldığına emin olamıyor, hiçbir tepki vermeden yeniden sayıyor. “1, 2, 3,… 51,… 76,…” “Sonsuzluk” dedi doktor “varmaya çalıştığın gibi. Son yok ama başlangıç var. Öyle mi?” Doktoru duyunca saymayı bıraktı ve “ne zaman saymaya başladığımı bilmiyorsun” dedi. “Bu, başlangıcın da olmadığı anlamına mı geliyor?” diye [...]
Konuk Yazar: Özgür Aydın taşıdık, yüklendiğimiz vicdanı kahpelikler, planlanmış yalanlar bulsak da yüzümüzü ekşittik sadece zavallılık da olsa sızladı içimizde yürek, ciğer arasında bir yerler sonra dedim ki bize çat kaşlarını, biriktir tüm bunları talih cesurların yanındaydı hani yürü hepsi antilop bunların çevirmişler etrafını sırf gülümse diye balığa tahammül eden timsah oldun öleceksin zayıflıktan yok [...]
Koptu mu okuduklarımla aramdaki bağ Ya baştan başlamalı ya da büsbütün bırakmalı Farklı gruptur başka şairin kanı Zehirleyebilir insanı Kronikleşmeden iyice uzaklaşmalı Yoksa bütün odalarına dağılır Misafir şairin vücut parçaları
“They live, we sleep.” Bloğumda tanıtacağım ilk yapım, John Carpenter’ın, 1988 tarihli, ‘They Live’ adlı filmi. Ray Nelson’ın “Eight O’Clock in the Morning” (Sabah Saat Sekizde) isimli kısa öyküsünden esinlenerek sinemaya uyarlanmış. “Sizi aldatmak için dillerini kullanıyorlar. Zehir dudaklarında, şiddet ve küfür dolu ağızları. Tanrı korkusu yok gözlerinde. Liderlerimizin kalplerini ve zihinlerini ele geçirmişler. Zengin [...]
Aralık ayında bahar sıcaklığı Mesafeli ama samimi Ne büsbütün sarmakta Ne de ısırmakta Kafamda sayısız hesap Ne çok borçlanmışım Loş bir odadayım Bahara açılan kapıya Sabırsızca bakmaktayım Özgürlük Bir adım ötemizde Hep geri adım atmaktayız Bilmeyecek kadar aptal mıyız Ölüm anlamına geldiğini En iyi haliyle Daha beterlerinde savaş Durmadan savaş Kirli, kanlı, çürük Cıvık bir [...]