<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilelim Bilmeyelim</title>
	<atom:link href="http://caglar.simsoy.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://caglar.simsoy.com</link>
	<description>Çağlar Simsoy</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 09:57:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Genomettin</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/22/genomettin/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/22/genomettin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 09:57:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1701</guid>
		<description><![CDATA[“Ben şunu istiyorum. Tıp bu kadar gelişti, yüz nakli yapılıyor, emniyette suçluların kanını alsınlar gen haritası çıkarsınlar, çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın, vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin.” Bu veciz sözlerin verdiği ilhamla kalemi elime aldım. Haberden bihaber olanlar için kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Yukarıdaki sözler, bir ilköğretim okulu müdürüne aittir. Çokça [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“<em>Ben şunu istiyorum. Tıp bu kadar gelişti, yüz nakli yapılıyor, emniyette suçluların kanını alsınlar gen haritası çıkarsınlar, çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın, vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin.</em>”</p>
<p>Bu veciz sözlerin verdiği ilhamla kalemi elime aldım. Haberden bihaber olanlar için kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Yukarıdaki sözler, bir ilköğretim okulu müdürüne aittir. Çokça tepki almış, yetmemiş, görevinden de olmuştur. Sonra da şöyle bir açıklama yapmıştır: &#8220;<em>Bana bir şey sormayın. 30 senemi verdiğim meslek hayatımı bir cümle bitirdi. Bir kelime konuşsam gene yanlış anlaşılır. O en son cümle yanlış anlaşıldı</em>&#8220;. Belli ki “bin düşün bir konuş” öğüdü bir kulağından girip ötekinden çıkmış. Bu eğitim görevlisi, talim ve terbiyeden hiç nasibini almamış anlaşılan. Fakat benim konum o şahıs değil. Zaten hakkında bolca yazılıp çiziliyor. Ben, söylenenin peşine düşmek ve bir düşünsel deney yapmak istiyorum.</p>
<p>Birincisi, söyledikleri özgün ve yeni değildir. Belki de insanlık tarihi kadar eskidir. Genetik araştırmalardan habersiz olduğumuz dönemde, suç kanda aranmıştır. Bilim terbiyesinden yoksun, tek kulvarlı ve yarım akıllı bilim çerçevesinin kolaycılığıdır; öğrendiği yeni ne varsa, her soruyu o yeni bulduğuyla açıklamaya çalışır. Kan gruplarını incelemiş, hangi grupların potansiyel suçlu olabileceklerini bulmaya çalışmıştır. Ne yazık ki araştırmalar sonuç vermemiştir, “kötü insan kanı” diye bir kan türü bulunamamıştır. Bilim tarihi buna benzer sayısız ahmaklıkla doludur. Bilim adamı da insandır ve elbette ırkçı, faşist, şoven, bağnaz olabilmektedir. Bu güzide nitelikler, disiplininin önüne geçtiği zamanlar, insanlığın başına çorap üstüne çorap örülmektedir.</p>
<p>Okul müdürünün “…yürümeden yok edilsin” kelamı, şüphesiz çoğumuzu dehşet duygusuna sürüklemiştir. O yüzden, suçluların gen haritasını çıkarıp, bebeleri gün yüzü görmeden katletmekten daha insani bir önerim olacak. İdeal vatandaşı bulalım. Sonra da onun genomunu klonlayıp çoğaltalım. Hatta ben bu ilk ideal insana bir ad da buldum: Genomettin. Sonra dişisini, yani Genomiye’yi üretelim. Elimizde ideal insan bulunduğuna göre, insafımız ölçüsünde geri kalanları ya yok ederiz ya da çoğalmalarını engelleyerek ölmelerini bekleriz.</p>
<p>Düşünün, memlekette birbirine ikiz kadar benzeyen 70 milyon Genomettin ve Genomiye’ler bulunacak. Gözünüzde canlandırmaya çalışın. Genomettin’i ürettik ama ekonomik düzende hiç değişiklik yapmadık. Yani gelir dağılımındaki eşitsizlik devam ediyor. Fırsat eşitliği yine görünürlerde yok. Kendisinden farklı mertebelerde bulunan bir Genomettin’e karşı, zor koşullarda yaşam mücadelesi içerisindeki bir Genomettin husumet ve haset duymayacak mı? Metroda tıkış tıkış işe giden de o, cipiyle tıslaya tıslaya asfaltı aşındıran da o. Çöpçülük yapan da o, başbakanlık yapan da… Okul müdürlüğü yapan da o, öğrencilik yapan da…</p>
<p>Peki, bu Genomettin ve Genomiye’ler merak etmeyecekler mi? Neden ben değil de o? Neden o değil de ben? Genomettin’lerden bazıları, eşi Genomiye’yi dövmeyecek veya ‘namusunu temizlemek’ için öldürmeyecek mi? İhaleye fesat karıştırmayacak mı, kaçakçılık, hırsızlık yapmayacak mı?</p>
<p>Genomettin ve eşi Genomiye, üç beş kuruş için yaşlı Genomiye’yi katledip apartmanın bodrumuna gömmeye kalkmayacak mı? Meyhanede, kendisini Genomettin Hudson’a benzeten arkadaşlarını kurşunlamayacak mı?</p>
<p>Düşünsel deneyimizin sonuna geldik. Genetik farklılığın tümüyle ortadan kalktığı o varsayımsal dünyada, eşitsizlik devam edecekse, verdiğim örnekler yaşanmasa bile, hayatın bugünden beter cehenneme dönüşeceğinden hiç şüphem yok.</p>
<p>Doğrudur, şiddet genlerimizde vardır. Fakat resesif, sessiz sakin duran dürtülerimizi harekete geçiren, yaşam tecrübelerimizdir. Bir eğitmenin, gerekirse bilim adamının görevi, insanoğlunu kudurtan nedenler araştırmak olabilir. Sorunu itlafla çözmek düşüncesi, meseleye kör bakanların kolaycılığıdır. Bu kolaycılık bizi hep aynı noktada kilitler: İtlaf edenleri kim itlaf edecek?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/22/genomettin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neyzen Tevfik’in Üstüne Kalan Şiir</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/21/neyzen-tevfikin-ustune-kalan-siir/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/21/neyzen-tevfikin-ustune-kalan-siir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 13:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1677</guid>
		<description><![CDATA[Henüz isim bulmuş değiliz, çalışmalar sürüyor. Şimdilik “sosyal ağ yaratığı” diyelim. Bir tuhaf insan türü, bir tek kitabını okumadığı yazarların sözlerinden alıntılar paylaşıyor, beğendiği sözü, altındaki imza ile birlikte çevresine yayıyor. O söz hangi kitapta geçmiş, gerçekten o yazara mı ait, araştırma gereği duymuyor. Yanlışlık çoğaldıkça çoğalıyor, bir noktaya geliyor, önüne geçilemiyor. Kendisine ait olmayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="alignleft" style="border-image: initial; border-width: 2px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://3.bp.blogspot.com/-N2zGeapCW3w/TzrYRID_K3I/AAAAAAAAADU/o865aIyB4MU/s1600/Neyzen-Tevfik.jpg" alt="" width="158" height="225" />Henüz isim bulmuş değiliz, çalışmalar sürüyor. Şimdilik “sosyal ağ yaratığı” diyelim. Bir tuhaf insan türü, bir tek kitabını okumadığı yazarların sözlerinden alıntılar paylaşıyor, beğendiği sözü, altındaki imza ile birlikte çevresine yayıyor. O söz hangi kitapta geçmiş, gerçekten o yazara mı ait, araştırma gereği duymuyor. Yanlışlık çoğaldıkça çoğalıyor, bir noktaya geliyor, önüne geçilemiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kendisine ait olmayan şiirle anılan şairlerimizden biri de Neyzen Tevfik (Kolaylı). “Ne Ararsın Tanrı ile Aramda” isimli şiiri bilmeyenimiz yoktur. Şiir, özellikle belli bir kesim tarafından çokça seviliyor ve paylaşılıyor. Paylaşanlar kendilerini aydın, modern kabul ediyorlar. “Be Hey Dürzü” diye de karşımıza çıkan bu şiiri Zülfikar gibi “karanlığa” savuruyorlar. Bense hiç beğenmediğim, son derece tatsız bulduğum bu şiirin altında Neyzen Tevfik adını görünce üzülüyorum. Tarih ve edebiyat bakımından ne derece bilgi fakiri olunduğunun tekrar tekrar kanıtlanması diyorum.</p>
<p style="text-align: left;">“Dürzü” veya “Dürzî”, galat-ı meşru, bugün halk dilinde hakaret olarak kullanılıyor. Neyzen Tevfik, Osmanlı Döneminin çocuğu olduğuna göre kelimeyi Osmanlıcada aramakta fayda var. Develioğlu ve Püsküllüoğlu sözlüklerinde karşılığını “Lübnanlı” olarak buluyor. Tdk’nin sözlüğünde ise “Dürzi” kelimesi “<em>Suriye&#8217;nin Havran bölgesinde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir Müslüman topluluğu</em>” şeklinde açıklanıyor. Tdk, “dürzü” kelimesini ayrıca ele almış ve “ünl. Ağır hakaret ve küfür sözü” karşılığını vermiş. Pek vahimdir diyebiliriz, yangına körükle gitmektir.</p>
<p style="text-align: left;">Sözlükler konuya açıklık getirmekten uzaklar. Dürzîler, bugün daha geniş coğrafyada varlıklarını sürdürmektedirler. Kendilerini İslâm içerisinde saymaktadırlar. Haklarında söyleyebileceklerimiz yazımızın kapsamı dışındadır. Bu kadarcık bilginin bile, bir şiire “Be Hey Dürzü” isminin verilmesinin ne vahim olduğunu göstermeye yeteceği kanaatindeyim.</p>
<p style="text-align: left;">Şiirin dördüncü mısraında “<em>Başı açığa neden türban sorarsın?</em>” cümlesi geçmektedir. Neyzen Tevfik, çok partili döneme geçişin ilk yıllarında göçmüştü. Yaşadığı dönemde “türban” tartışmasının yaşandığına dair bir işaret yoktur. Şiiri paylaşıp yayanlar, tarih konusunda biraz olsun kafalarını çalıştırsalardı, şiirin 20. Yüzyılın ikinci yarısına ait havasını kolaylıkla yakalayabilirlerdi.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="border-image: initial; border-width: 2px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://3.bp.blogspot.com/-M5zca8uUXco/TzrYSCO_uXI/AAAAAAAAADY/2RcLxo4WnaA/s1600/neyzentevvik3.jpg" alt="" width="360" height="331" /></p>
<p style="text-align: left;">Şiirin asıl sahibi, durumu düzeltmek için gayret göstermiştir. Kimi yayın organları da yanlışın düzeltilmesine katkıda bulunmuşlardır. Fakat Google aramalarında ağırlık hala doğruda değildir. Sadece pespayeliğe düşkünlükle açıklayabiliyorum. İnternet&#8217;e sahip çağın insanının başka hiçbir bahanesi yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/21/neyzen-tevfikin-ustune-kalan-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Pınarı</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/17/hayat-pinari/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/17/hayat-pinari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 11:28:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1066</guid>
		<description><![CDATA[Kolumdan sürükleye sürükleye Getirdi beni birisi Tuvalete gidemez Bir başına kendisi Bak dedi, &#8220;teşekkür et bana Hangi yoldaşın sana Böylesi nimet bahşetti Akan suyu seyre daldın Bu su akar ama neye yarar Bir yudum alanı yaşadığı kadar Tazelendirir Kana kana içelim diye Geldik işte suyun başına Ömrümüze katacağımızın yanında İmparatorluklar mevsim Çınarlar süs bitkisi kalacak” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kolumdan sürükleye sürükleye<br />
Getirdi beni birisi<br />
Tuvalete gidemez<br />
Bir başına kendisi</p>
<p>Bak dedi, &#8220;<em>teşekkür et bana</em><br />
<em> Hangi yoldaşın sana</em><br />
<em> Böylesi nimet bahşetti</em><br />
<em> Akan suyu seyre daldın</em><br />
<em> Bu su akar ama neye yarar</em><br />
<em> Bir yudum alanı yaşadığı kadar</em><br />
<em> Tazelendirir</em><br />
<em> Kana kana içelim diye</em><br />
<em> Geldik işte suyun başına</em><br />
<em> Ömrümüze katacağımızın yanında</em><br />
<em> İmparatorluklar mevsim</em><br />
<em> Çınarlar süs bitkisi kalacak</em>”</p>
<p>Bir kuş şakıması işittim<br />
Kaldırdım başımı göremedim<br />
Öyle sıktı ki ağaçlar<br />
Güneş yere değmiyordu<br />
Yapraklar yemyeşil<br />
Yapraklar kıpır kıpır<br />
Hayat dolu</p>
<p>Sonra baktım arkadaşımın yüzüne<br />
Âna kadar geçirdiği ömrüne<br />
&#8220;<em>Yapma</em>&#8221; dedim, &#8220;<em>yazık etme bana</em><br />
<em> Bildim ya hikmetini</em><br />
<em> Değdirmem dudaklarımı</em><br />
<em> İçim kavrulsa da bu suya</em>&#8221;</p>
<p>Duyunca sözlerimi ‘yoldaşım’<br />
Şaşkınlıktan donakaldı<br />
Nankörlüğüme nice küfretse<br />
Yine de azdı<br />
&#8220;<em>Keşke</em>&#8221; dedi, &#8220;<em>yanımda</em><br />
<em> Bir başkası olsaydı</em><br />
<em> Hediyem karşısında sarhoş</em><br />
<em> Boynuma sarılırdı</em>”</p>
<p>Dedim,<br />
&#8220;<em>Saadeti de acıyı da tattım</em><br />
<em> Ömrüm oldukça tadacağım</em><br />
<em> Binlerce yıl diyorsun</em><br />
<em> Bu toz toprağın içinde</em><br />
<em> Nasıl yuvarlanacağım</em><br />
<em> Hiç mi insafın yok senin</em><br />
<em> Evrene karışmaya hasrete</em><br />
<em> Sürükle bedenini asırlarca diyesin</em>&#8221;</p>
<p>Bu sözlerimden sonra<br />
Hiddetinden soluksuz<br />
Kükreyiverdi suratıma</p>
<p>“<em>Aptal!</em><br />
<em> Yaşamın ötesinde</em><br />
<em> Karanlık bile yok</em><br />
<em> Bu mudur istediğin</em><br />
<em> Kavuşmayı beklediğin</em>”</p>
<p>Öyle bir sesle çıkıştı ki<br />
Ormanın dahi huzuru kaçtı<br />
Bir kuş sürüsü havalandı<br />
Dalların arasından gördüm<br />
Gölge gibi uzaklaştı<br />
Sonra her yer sessizleşti<br />
Yapraklar bile fısıldaşmayı kesti</p>
<p>&#8220;<em>Gel</em>&#8221; dedim, &#8220;<em>vazgeç sen de</em><br />
<em> Pişmanlığı uzun bu sevdadan</em><br />
<em> Uyanalım nihayetinde</em><br />
<em> Kâbusa dönüşen bu rüyadan</em><br />
<em> Ömür ömre eklendikçe</em><br />
<em> Dil keçe, ten kösele</em><br />
<em> Her nimet lanet olur</em><br />
<em> Uzadıkça hayatın, taşlaşacaksın</em><br />
<em> Şimdi medet umduğun bu suya</em><br />
<em> İnim inim yalvaracaksın</em><br />
<em> Seni zerre zerre götürsün</em><br />
<em> Aşındırsın, toprağa dönüştürsün</em>&#8221;</p>
<p>Ne dediysem dinletemedim<br />
Kabarmış, dalgalanmış susuzluğu<br />
Tereddüt ettirecek kadar bile<br />
Ne çare, dindiremedim</p>
<p>Eğildi suyun kenarına<br />
Uzattı boynunu<br />
Değdirdi dudaklarını suya<br />
Atıldım ben de hemen<br />
Tuttum gafilin başını<br />
İyice dibe daldırdım</p>
<p>Vücudunu geri çekti olmadı<br />
Debelendi, debelendi<br />
Bir süre daha direndi<br />
Sonra canını terk etti</p>
<p>Çektim ayaklarından çıkardım<br />
Sardım kollarımla ıslak bedeni<br />
İç geçirdim bağırdım<br />
Saatlerce ağladım<br />
Sesim kısılmış, yorgun<br />
Gün batarken bayıldım</p>
<p>Yeni günün ışınları<br />
Sonra gözümü açtım<br />
Su bildiği gibi çağlamakta<br />
Kuş cıvıltıları, yaprak hışırtıları<br />
Yanı başımda soğumuş, kaskatı<br />
Yoldaşımın cesedi</p>
<p>Dizlerimde doğruldum<br />
Yoldaşımın alnına<br />
Vedamı kondurdum<br />
Çevire çevire iteledim<br />
Hayat pınarının suyuna<br />
Geldiğim yoldan döndüm<br />
Kalan hayatımı yaşamaya</p>
<p><img style="border-image: initial; border-width: 2px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://2.bp.blogspot.com/-xiQYqwZt7IY/TxAYX3Ltu_I/AAAAAAAAABg/6ltRfKSdT5Y/s1600/DSCF7671.JPG" alt="" width="396" height="121" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/17/hayat-pinari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vampirler ve Zombiler</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/15/vampirler-ve-zombiler/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/15/vampirler-ve-zombiler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 13:17:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Yaşayan Ölülerin Dönüşü filminde vücudunun yalnızca üst kısmı bulunan, açıktaki omurgası yılan gibi kıvrılmakta olan bir kadını masaya bağlamış sorguluyorlar: “— Neden beyin yiyorsunuz? — Acıdan… — Ne acısı? — Ölü olmanın acısı…” Enver Gökçe, “Olur Biter” isimli şiirinde “Başımızı gelen bütün bu şeyler, dünyada olmamaktan daha iyi” der. Ölüler, ölü olmanın acısını yaşayanlardan çıkarmayacaklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_qYkcj9JTmT4/SRqvTilAPDI/AAAAAAAAAds/StZAoLh5FuI/s1600-h/vampir7.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267715464397601842" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 141px; height: 164px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_qYkcj9JTmT4/SRqvTilAPDI/AAAAAAAAAds/StZAoLh5FuI/s200/vampir7.jpg" alt="" border="0" /></a>Yaşayan Ölülerin Dönüşü filminde vücudunun yalnızca üst kısmı bulunan, açıktaki omurgası yılan gibi kıvrılmakta olan bir kadını masaya bağlamış sorguluyorlar:</p>
<p>“<em>— Neden beyin yiyorsunuz?</em><br />
<em> — Acıdan…</em><br />
<em> — Ne acısı?</em><br />
<em> — Ölü olmanın acısı…</em>”</p>
<p>Enver Gökçe, “<em>Olur Biter</em>” isimli şiirinde “<em>Başımızı gelen bütün bu şeyler, dünyada olmamaktan daha iyi</em>” der. Ölüler, ölü olmanın acısını yaşayanlardan çıkarmayacaklar kimden çıkaracaklar? Tartışmak istediğim iki grup “ölü”; vampirler ve zombiler. Çokça kullanılan iki korku elemanıdır; vampir ve zombi. İkisi de ölü kabul edilmesine rağmen önemli bir fark vardır: Sınıf… İki farklı sınıf ölüdürler. Vampirler ‘üst’ sınıfı temsil ederken zombiler ‘aşağı’ tabakayı temsil etmektedirler. Bana göre en önemli ortak yanları, her ikisini de bir şekilde, ikinci kez ‘öldürmek’ gerekir.</p>
<p>Belki insanoğlunun hafızasına, hatırlamadığı uzak geçmişte salgın hastalıklarla birlikte yerleşti, belki gerçekten bir yerlerde, filmlerdeki gibi olmasa bile, korkunç olaylar yaşandı. Gerçek ne olursa olsun günümüz gerçekliğini, toplum düzen ve hiyerarşisini temsil eden iki sembol var önümüzde.</p>
<p>Zombi olmak için herhangi bir şart, önkoşul yoktur. Bir salgın hastalıktır ölüm, kimseye ayrıcalık tanımaz, kimseyi reddetmez. Nereden başladığı bilinmez, başlamış olması sizin de peşinizde olduğunu göstermektedir. Yaşayan insan ile yaşayan ölü arasındaki geçiş çok kısa bir zaman içerisinde gerçekleşir. Ölümün başladığı yerde insan biter. O andan itibaren karşınızdaki tanıdığınız kişi değildir. Düşünmeyecek, hissetmeyecek, amaç edinmeyecektir. Sizi tanımayacak, hedef olarak görecektir. Kendinizi koruyup kurtulmazsanız sadece bir ısırıkla, onlardan biri olursunuz. Eminim kimsenin arzu etmediği bir durumdur.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="border-image: initial; border-width: 2px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://2.bp.blogspot.com/-dUFd6sEWgHM/TzpqQTP4JRI/AAAAAAAAADM/zx7dyRKN1c4/s1600/zombies1.jpg" alt="" width="368" height="167" /></p>
<p>Vampirlerse insanların içinde kaybolur ya da kendilerini gizlerler. Eğer sizi aralarına katmayacaklarsa<br />
sundukları tekrar canlanamayacağınız bir ölümdür. Beslenecekleri sıradan bir çiftlik hayvanısınızdır. Yalnızca geceleri yaşarlar, isterlerse sizden biriymiş gibi hareket ederler. İnsandan çok daha güçlüdürler. Tarih kitapları bu şekilde yazmaz; bugüne kadar süren, insanın mücadelesi, vampire av olmamak, zombileşmemektir. Soyu tükenen türlerden bir tanesi de bu savaşı sürdürenlerdir. Hikâyelerini okuyanlar, filmlerde görenler tarih gözüyle bakmazlar olanlara. Peki, yaşadığımız şartlarda bu iki tür ölü, kime karşılık gelmektedir?</p>
<p style="text-align: left;">Gündüzleri sürekli bir yerlere koşuşturuyor. Yaşamını sürdürebilmek için gününün neredeyse yarısına yakınını çalışarak geçiriyor, ekmeğini kazanmak için kimi zaman başkalarını ezip geçmekten çekinmiyor. Uyku süresini de çıkarınca kendisine kalan çok az süreyiyse dijital eğlence araçları karşısında tüketiyor. Sembol bombardımanıyla lime lime edilmiş beyni aynı konu üzerinde birkaç dakikadan fazla yoğunlaşamıyor. Ağla dediklerinde ağlıyor, gül dediklerinde gülüyor. Üstelik bu iki zıt durum arasında yalnızca bir solukluk mesafe bulunuyor. Ölü balık gibi bakan gözlerle, renk değiştirmiş teniyle sizin üzerinize koşup dişlemeye çalışmasalar da çevrenizdeki insanlar birer zombi. Sizden olmayana saldırıyorsanız, siz de öylesiniz.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="border-image: initial; border-width: 2px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://2.bp.blogspot.com/-W58_-SdCNsg/TzpobpI8oII/AAAAAAAAADE/Uv_TOEr0CiA/s1600/interview-with-the-vampire-157.jpg" alt="" width="320" height="180" /></p>
<p>Vampirler mi? Verdiklerinden fazlasını alanlara bir ayna tutun. Kendilerini görmediklerini fark edeceksiniz. En önemli özellikleri kendini bilmezlikleridir. Kutsal/okunmuş su atmakla, dua okumakla kurtulamazsınız. Sarımsak kokan ağzınız uzaklaşmalarında etkili olabilir ama zaten iki sınıf arasında temas nadiren gerçekleşir. Öyle görünseler de inandıklarınıza inanmazlar, başka dinleri vardır. Söyledikleri, asla anladıklarınız değildir; şifrelidir. Vasatın üstüne çıkamadıkları işlerde, en yukarı mertebelerde oturtulurlar. Onları tanıyorsunuz. Görmek istiyorsanız, bakmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/15/vampirler-ve-zombiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Patlak</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/13/patlak/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/13/patlak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 11:04:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1046</guid>
		<description><![CDATA[Konuk Yazar: Fikret Abalı bu hikayede bir kadın var bir de adam biri diğerini çok sever diğeri birini az sorsan birine kainat onlar için var diğerine sorsan yol uzun belli mi olur belki de lastik patlar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konuk Yazar:</strong> Fikret Abalı</p>
<p>bu hikayede bir kadın var<br />
bir de adam<br />
biri diğerini çok sever<br />
diğeri birini az<br />
sorsan birine kainat<br />
onlar için var<br />
diğerine sorsan yol uzun<br />
belli mi olur<br />
belki de lastik patlar</p>
<p><img class="alignnone" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://2.bp.blogspot.com/-9POcrvQ6ajE/Tw6WRkWMWyI/AAAAAAAAABY/9nlHvcZBunw/s1600/fk.jpg" alt="" width="398" height="121" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/13/patlak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sarı</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/11/sari/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/11/sari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 13:49:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1574</guid>
		<description><![CDATA[İçiyoruz sarı, işiyoruz sarı Ulan bu gece öyle tuhafım ki Şiirin de benden çekeceği var]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçiyoruz sarı, işiyoruz sarı<br />
Ulan bu gece öyle tuhafım ki<br />
Şiirin de benden çekeceği var</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/11/sari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Sunset Limited &#8211; Tommy Lee Jones</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/09/the-sunset-limited-tommy-lee-jones/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/09/the-sunset-limited-tommy-lee-jones/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 11:22:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1508</guid>
		<description><![CDATA[“You give up the World line by line.” (Dünyadan satır satır vazgeçersin.) Oyuncu kadrosu en az filmlerden biri. Sadece iki kişiden, Samuel L. Jackson (Siyah) ve Tommy Lee Jones (Beyaz), oluşuyor. Film formatında bir tiyatro oyunu diyebiliriz. Yanlış olmayacaktır, çünkü Cormac McCarthy’nin aynı isimli oyunundan sinemaya uyarlanmış. Aksiyonu, havaya uçan arabalarda, patlayan silahlarda, kırılan kemiklerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://2.bp.blogspot.com/-VA3u-j6ozHs/TxP9ueuxClI/AAAAAAAAABs/zCyxHRycrt4/s1600/sunset.PNG" alt="" width="172" height="257" />“<em>You give up the World<br />
line by line.</em>”<br />
(Dünyadan satır satır vazgeçersin.)</p>
<p>Oyuncu kadrosu en az filmlerden biri. Sadece iki kişiden, Samuel L. Jackson (Siyah) ve Tommy Lee Jones (Beyaz), oluşuyor. Film formatında bir tiyatro oyunu diyebiliriz. Yanlış olmayacaktır, çünkü Cormac McCarthy’nin aynı isimli oyunundan sinemaya uyarlanmış. Aksiyonu, havaya uçan arabalarda, patlayan silahlarda, kırılan kemiklerde arayanlar, tek planlık bu filmdeki &#8220;şiddeti&#8221; göremeyeceklerdir. Doksan bir dakikalık film tek odalık bir banliyö dairesinde geçiyor. Karakterlerimizin ismi yok. Ten renklerinden dolayı biri “Siyah” diğeri “Beyaz”dır. Siyah, diğerine profesör diye hitap etmektedir. Senaryonun temelini iki farklı inanç ve dünya görüşüne sahip bu iki insanın diyalogları oluşturmaktadır.</p>
<p>Siyah, intihar etmek için kendini tren raylarına atmak üzere olan Beyaz’ı engellemiş ve evine getirmiştir. Mutfağın da içinde bulunduğu o tek odalık evde, masa başında karşılıklı otururken görürüz ilk defa onları. Masanın üzerinde kalem, küçük bir not defteri, üzerinde gözlük duran bir gazete ve bir de İncil durmaktadır.</p>
<p>Beyaz her türlü inancını tüketmiş, yaşamını sonlandırmak isteyen bir entelektüeldir. Siyah ise hapishaneye girip çıkmış, hapishanede inancını bulmuş, o inanca sarılmış, yalnız yaşayan bir adamdır. Beyaz, gitmek istemektedir. Sadece o odadan değil, evrenden de çıkmak istemektedir. Siyah, sohbet ederek, ısrar ederek Beyaz’ı sadece odada tutmaya çalışmaz, onu hayatta da tutmaya çalışır. Çünkü Beyaz’ın o evden çıktıktan artık olmayacağını bilir.</p>
<p>Konuşma ilerledikçe, birbirlerinin neredeyse tamamen zıttı iki bakışın tartışmalarına tanık oluruz. Mesele sadece inanç değildir. Farklı görmektir, farklı hissediştir ve farklı neticelere varıştır. Öyle sürükleyici bir tempoda ilerler ki konuşmalar, tahterevallide devinen iki ihtiyar görürüz adeta.</p>
<p>Tartışmanın doruk noktasında konuşulanları ya daha önce hiç düşünmemişizdir (bu grup zaten ilk yarım saatte sıkılıp filmi izlemeyi bırakacağından veya uyuklamaya başlayacağından konumuz dışında kalmaktadır) ya da kendimize söylemekten, kabullenmekten kaçınmışızdır.</p>
<p>The Sunset Limited etkileyici bir film. Eğer filmin sizi içine almasına izin vermişseniz, bittikten sonra kendinizi toparlamak için biraz zamana ihtiyacınız olacaktır. Sonrasında, kim bilir, farklı bir gerçekliğe gözünüz açılır ve bedenlerini güçlükle uzamda sürükleyen, varlıklarını nadiren sezebildiğiniz “Beyaz”larla, inandıklarının sizi aydınlığa çıkaracağını iddia eden “Siyah”ların dünyasında yaşadığınızı görürsünüz. Belki de kendi renginizin, var oluşu tereddütle yaşayan, çirkin bir gri olduğunu fark edersiniz.</p>
<p>Hangi renk olduğunuzun ne yazık ki sonuca etkisi yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/09/the-sunset-limited-tommy-lee-jones/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklukçuluk</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/07/bir-icim-cocuk/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/07/bir-icim-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 11:41:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1075</guid>
		<description><![CDATA[Kim daha gülünç görünür, Çocuk kalmak isteyenden? Yüzüne vurmuş avanaklığı, “İçimdeki çocuk” diye Pazarlayana gülerim ben.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kim daha gülünç görünür,<br />
Çocuk kalmak isteyenden?<br />
Yüzüne vurmuş avanaklığı,<br />
“İçimdeki çocuk” diye<br />
Pazarlayana gülerim ben.</p>
<p><img class="alignnone" style="border-image: initial;" src="http://4.bp.blogspot.com/-mLbXxcMisAA/Typl7phOrXI/AAAAAAAAACU/lQuFxBeS3dA/s1600/IMG_3732.JPG" alt="" width="400" height="244" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/07/bir-icim-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çağrı’yla Sohbet 1</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/05/cagri%e2%80%99yla-sohbet-1/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/05/cagri%e2%80%99yla-sohbet-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 11:22:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyalog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1062</guid>
		<description><![CDATA[— Dün biz lunaparka gittik. Ben Alihan’la uçağa bindim. Alihan, neydi, tırtıla bindi. Sadece tekti ama Alihan’dan sonra ben dönme dolaba bindim. Alihan’la birlikte bindik. — … — Biz bu akşam dondurma almaya gideceğiz. Biz, ikimiz. — Neden? — Çünkü ben istiyorum. İstersen sen de bir tane al. — Ama ben istemiyorum. Sen neden istiyorsun? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3QVxcKmCMMs/Tw3PEHl-jeI/AAAAAAAAABI/a89PF4SAr90/s1600/DSCF9065-.jpg" alt="" width="152" height="336" />— Dün biz lunaparka gittik. Ben Alihan’la uçağa bindim. Alihan, neydi, tırtıla bindi. Sadece tekti ama Alihan’dan sonra ben dönme dolaba bindim. Alihan’la birlikte bindik.<br />
— …<br />
— Biz bu akşam dondurma almaya gideceğiz. Biz, ikimiz.<br />
— Neden?<br />
— Çünkü ben istiyorum. İstersen sen de bir tane al.<br />
— Ama ben istemiyorum. Sen neden istiyorsun?<br />
— Benim canım çekti çünkü, anladın mı? Oraya öyle yaz.<br />
— Bence insan, geceleri oruç tutmalı.<br />
— Ama ben oruç tutmak istemiyorum.<br />
— Gerçi ben de söylüyorum ama uyuyor muyum?<br />
— Bu konuşmalar sıkıcı da bana ne zaman alacaksın şu dondurmayı?<br />
— Yarışmayı seviyor musun?<br />
— Evet.<br />
— Kazanmayı seviyor musun?<br />
— Evet.<br />
— O zaman kazanman gerek. Benim kadar hızlı yazmayı…<br />
— Ben yazmayı bilmiyorum ki.<br />
— Ama öğreneceksin.<br />
— Haklısın… Sen, ben şu dondurmayı bugün al ama yarın değil.<br />
— Ödev yapmayı sevecek misin?<br />
— Evet, hatta çok.<br />
— Sıkıcı olsa da mı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/05/cagri%e2%80%99yla-sohbet-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dead Can Dance</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/03/dead-can-dance/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/03/dead-can-dance/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 13:47:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1600</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık otuz yıllık bir grup Dead Can Dance. İsminin yüklendiği anlamla insanlığın hatırlamakta zorlandığı müziklere yeniden hayat veriyor. Bu sene yeni bir albüm ve tur müjdesi veriyorlar. Bakalım nerelerde konaklayacaklar. Son on yılda çıkan pek çok gruba, müzisyene ilham kaynağı olan grup, 1996 yılında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu&#8217;nda, kalabalık bir izleyici kitlesine konser vermişti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="398" height="232" src="http://www.youtube.com/embed/9nzXBcX452o?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Yaklaşık otuz yıllık bir grup <a href="http://deadcandance.com/" target="_blank">Dead Can Dance</a>. İsminin yüklendiği anlamla insanlığın hatırlamakta zorlandığı müziklere yeniden hayat veriyor. Bu sene yeni bir albüm ve tur müjdesi veriyorlar. Bakalım nerelerde konaklayacaklar.</p>
<p>Son on yılda çıkan pek çok gruba, müzisyene ilham kaynağı olan grup, 1996 yılında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu&#8217;nda, kalabalık bir izleyici kitlesine konser vermişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/03/dead-can-dance/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>97</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/02/02/97/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/02/02/97/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 11:21:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Asal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=845</guid>
		<description><![CDATA[Bir ben vardır bende genden içeri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: 'Courier New'; color: #003366;"><span style="font-size: x-large;"><strong>Bir ben vardır bende</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Courier New'; color: #003366;"><span style="font-size: x-large;"><strong> genden içeri</strong></span></span></p>
<p><img class="alignnone" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://1.bp.blogspot.com/-c-0xGlWzBkk/Tw2QmDd0PmI/AAAAAAAAABA/gLxTUfgysRc/s1600/balon.jpg" alt="" width="398" height="189" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/02/02/97/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Laforizmalar</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/31/laforizmalar/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/31/laforizmalar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 11:52:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyalog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=854</guid>
		<description><![CDATA[Güzel insan yoktur, kafası güzel insan vardır. * * * Dünya dönüyor sen ne dersen de Yıllar geçiyor sen gebersen de. * * * Savaşın kuralı yok, o yüzden güzeli de yok. * * * Görmemiş olman, yapmadığı anlamına gelmez * * * İçeriye bak ama dışarıya da bak. * * * Gideceğin yere ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel insan yoktur, kafası güzel insan vardır.</p>
<p>* * *</p>
<p>Dünya dönüyor sen ne dersen de<br />
Yıllar geçiyor sen gebersen de.</p>
<p>* * *</p>
<p>Savaşın kuralı yok, o yüzden güzeli de yok.</p>
<p>* * *</p>
<p>Görmemiş olman, yapmadığı anlamına gelmez</p>
<p>* * *</p>
<p>İçeriye bak ama dışarıya da bak.</p>
<p>* * *</p>
<p>Gideceğin yere ne götürebiliyorsan onu biriktir.</p>
<p>* * *</p>
<p>Zenginleştirilmiş uranyum kullanmadık,<br />
uranyumlaştırılmış zengin kullandık.</p>
<p>* * *</p>
<p>Aradaki boşluğu uydurduklarımızla doldururuz</p>
<p>* * *</p>
<p>Düşmanlığı kahpe olanın dostluğu da kahpedir.</p>
<p>* * *</p>
<p>Az soru sormak, az yalan duymaktır.</p>
<p>* * *</p>
<p>Dağlar kadar farklı olsak da aynı topraktan oluşmuş dağlarız</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/31/laforizmalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marduk</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/29/marduk/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/29/marduk/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 13:15:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1596</guid>
		<description><![CDATA[dünya bir vakit kurtlanmış işte biz olmuşuz gelir biri tozunu alır bakarsın yok olmuşuz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://2.bp.blogspot.com/-ZxSo8c5nOjg/TyKqvXC3bDI/AAAAAAAAAB8/j1RQmV10UKE/s1600/DSCF1512.jpg" alt="" width="112" height="152" />dünya</p>
<p>bir vakit kurtlanmış işte</p>
<p>biz olmuşuz</p>
<p>gelir biri tozunu alır</p>
<p>bakarsın yok olmuşuz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/29/marduk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Huzursuz Pantomim</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/27/huzursuz-pantomim/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/27/huzursuz-pantomim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 11:21:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=677</guid>
		<description><![CDATA[— Biz sonrası lazım değil Yürüdüğümüz kâfi Duralım burada, konaklayalım — Gölgesi dahi olsa varlığını istersin Hayaletindense fena korkarsın Şimdi oturup beklesek, yetişemeyiz Duramayız artık Hazırlanmış o sona Dörtnala (atsız) koşuyoruz — Halimiz belli değil mi Bir böcek gibi duvar kenarlarına Sürtünerek yaşıyoruz Söylesene yalansız Gideceğimiz yerde Duvarlar var mı Örtüler var mı Yalan var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>— Biz sonrası lazım değil</em></strong><br />
<strong> <em> Yürüdüğümüz kâfi</em></strong><br />
<strong> <em> Duralım burada, konaklayalım</em></strong></p>
<p>— Gölgesi dahi olsa varlığını istersin<br />
Hayaletindense fena korkarsın<br />
Şimdi oturup beklesek, yetişemeyiz<br />
Duramayız artık<br />
Hazırlanmış o sona<br />
Dörtnala (atsız) koşuyoruz</p>
<p><strong><em>— Halimiz belli değil mi</em></strong><br />
<strong> <em> Bir böcek gibi duvar kenarlarına</em></strong><br />
<strong> <em> Sürtünerek yaşıyoruz</em></strong><br />
<strong> <em> Söylesene yalansız</em></strong><br />
<strong> <em> Gideceğimiz yerde</em></strong><br />
<strong> <em> Duvarlar var mı</em></strong><br />
<strong> <em> Örtüler var mı</em></strong><br />
<strong> <em> Yalan var mı</em></strong></p>
<p>— Gözünün önünde sayısız kere<br />
Yaşanandır başına gelen<br />
Şimdi sen<br />
Olmayan ülkeye değil<br />
Olmadığın ülkeye<br />
Gitmek istiyorsun<br />
Bulunduğun yerden azap duyuyorsun<br />
Nereye koysam seni memnun olursun?</p>
<p><img class="alignnone" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://2.bp.blogspot.com/-U5EbnLLvgZg/Tw1CcDmIVUI/AAAAAAAAAA4/MODP4rbXGKU/s1600/DSCF5753.JPG" alt="" width="398" height="151" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/27/huzursuz-pantomim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurbağacık ve Açıkgöz</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/26/kurbagacik-ve-acikgoz/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/26/kurbagacik-ve-acikgoz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 12:15:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1581</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="400" height="301" src="http://www.youtube.com/embed/VUm3aLqRp_k?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/26/kurbagacik-ve-acikgoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ocağın Kulak Misafiri</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/23/ocagin-kulak-misafiri/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/23/ocagin-kulak-misafiri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 11:41:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyalog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=609</guid>
		<description><![CDATA[— Uzun zaman sonra yüzünde bir değişiklik var, diyorsun. Neşesizliğin tekrar buraya koparılıp getirilmenden mi, onu mu soruyorsun? — Yüz kaslarım politikada pek hamlar. Zoraki gülümsemeyi sürdüremiyorum. Yüzümde yorgunluğu hissediyorum. Eğlenmek yoruyor, eğleniyor gibi görünmek misli yoruyor. * * * — Müzik? — Açma. — İstemez misin? — Müziğe doydum. * * * — Yaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>— Uzun zaman sonra yüzünde bir değişiklik var, diyorsun. Neşesizliğin tekrar buraya koparılıp getirilmenden mi, onu mu soruyorsun?</strong><br />
— Yüz kaslarım politikada pek hamlar. Zoraki gülümsemeyi sürdüremiyorum. Yüzümde yorgunluğu hissediyorum. Eğlenmek yoruyor, eğleniyor gibi görünmek misli yoruyor.</p>
<p>* * *</p>
<p><strong>— Müzik?</strong><br />
— Açma.<br />
<strong>— İstemez misin?</strong><br />
— Müziğe doydum.</p>
<p>* * *</p>
<p>— Yaz yaz.<br />
<strong>— Ne yazayım?</strong><br />
— Ulan benimle dalga mı geçiyorsun? Şimdiye kadar söylediklerinde ne var, her saniye dilinin ucuna gelen ve dönen neyse onu. Yaz şuraya kabahatini.<br />
<strong>— Neden kabahatli oluyormuşum?</strong><br />
— Çünkü her seferinde suçluluk hissediyorsun.<br />
<strong>— Değer miydi, onu düşünüyorum.</strong></p>
<p>* * *</p>
<p>— Ne istediğine dikkat et, talih her zaman seni yanlış anlar.<br />
<strong>— Hiç başına geldi mi, kör talihin oyunu.</strong><br />
— Gelmez olur mu? Hem de defalarca geldi.<br />
<strong>— Anlatsana.</strong><br />
— Hayhay.</p>
<p>* * *</p>
<p><strong>— Ben hayatımda dans etmedim, o gün ettim.</strong><br />
— Abi sen her yeni dalgada canlanıyorsun.</p>
<p>* * *</p>
<p>— Sen, evlendiğin kişiyi ömür boyu umursayacağına söz verir misin?<br />
<strong>— Veririm.</strong><br />
— Sana inanmıyorum ama kanunlar gereği evlenmenizi onaylıyorum.</p>
<p>* * *</p>
<p><strong>— Abi şehir geliyormuş arkandan.</strong><br />
— Yok güzelim, galiba ben şehrin peşinden gidiyorum. Bilmeden, kaza bela düşüveriyorum.<br />
<strong>— Hayırlısı olsun</strong><br />
— Olsun kardeşim. Köksüz bir millete mensubum. Hem salıyorsun iyi kötü, sonra söküyorsun. Zor tabi, hemen anlaşılmıyor.<br />
<strong>— Kimse sana inanmıyor değil mi? Neye inanacaklar ki.</strong><br />
— Bana bundan sonra bir tek dönmek yakışmaz.</p>
<p>* * *</p>
<p><strong>— Dünya dönüyor dostlar, ben dönmüşüm çok mu?</strong><br />
— Döndüğün yöne bağlı.<br />
<strong>— Nasıl yani, hangi yöne dönersem çok olur?</strong></p>
<p>* * *</p>
<p><strong>— Onu da ölen birine sormak lazım. Yok mu tanıdık gidip bi&#8217; sorsak, ruh cağırsak&#8230;</strong><br />
<strong>—</strong> Ölü tanıdık çok da muhabbetimiz yok hiçbiriyle.</p>
<p>* * *</p>
<p><strong>— Bizim Niçe &#8220;tanrı öldü&#8221; diyor, &#8220;tanrı yok&#8221; demiyor.</strong><br />
<strong>—</strong> Sence hangisi daha dehşete düşürür bizi, &#8220;yok demek&#8221; mi<br />
&#8220;öldü&#8221; demek mi?<br />
<strong>— Hmm bi&#8217; an kararsız kaldım</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/23/ocagin-kulak-misafiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölüm Sizi Ayırana Kadar</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/20/corak-birliktelik/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/20/corak-birliktelik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 11:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[Aynı çatı altında kumrular Ne güzel, yuva kurmuşlar Sevgi diyorsan var elbet Ama boş duruyor sayfalar Kalem, alışveriş listesine Oynarsa oynar Aşkı sorayım diyorum Nereye sakladınız bakayım Kırık dökük de olsa Yazmadınız mı iki satır Aşk kalem oynattırmamışsa Çalın başınıza sevginizi Boşuna yaşamışsınız demek ki Çalın davulları, zurnaları Gürültüye boğun bari Duymasın kimse İçinizdeki sessizliği]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı çatı altında kumrular<br />
Ne güzel, yuva kurmuşlar<br />
Sevgi diyorsan var elbet<br />
Ama boş duruyor sayfalar<br />
Kalem, alışveriş listesine<br />
Oynarsa oynar</p>
<p>Aşkı sorayım diyorum<br />
Nereye sakladınız bakayım<br />
Kırık dökük de olsa<br />
Yazmadınız mı iki satır</p>
<p>Aşk kalem oynattırmamışsa<br />
Çalın başınıza sevginizi<br />
Boşuna yaşamışsınız demek ki<br />
Çalın davulları, zurnaları<br />
Gürültüye boğun bari<br />
Duymasın kimse<br />
İçinizdeki sessizliği</p>
<p><img class="alignnone" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://4.bp.blogspot.com/-mRgUd3dg8xA/Tw09-9MoE4I/AAAAAAAAAAw/KkETrplvc-0/s1600/DSCF8883.JPG" alt="" width="398" height="149" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/20/corak-birliktelik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sayaç</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/17/sayac/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/17/sayac/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 11:53:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1423</guid>
		<description><![CDATA[Mini öykü Sürekli baştan başlıyor. Eğer dikkatini dağılırsa şaşırıyor, nerede kaldığına emin olamıyor, hiçbir tepki vermeden yeniden sayıyor. “1, 2, 3,… 51,… 76,…” “Sonsuzluk” dedi doktor “varmaya çalıştığın gibi. Son yok ama başlangıç var. Öyle mi?” Doktoru duyunca saymayı bıraktı ve “ne zaman saymaya başladığımı bilmiyorsun” dedi. “Bu, başlangıcın da olmadığı anlamına mı geliyor?” diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Mini öykü</strong></em></p>
<p>Sürekli baştan başlıyor. Eğer dikkatini dağılırsa şaşırıyor, nerede kaldığına emin olamıyor, hiçbir tepki vermeden yeniden sayıyor. “1, 2, 3,… 51,… 76,…”</p>
<p>“Sonsuzluk” dedi doktor “varmaya çalıştığın gibi. Son yok ama başlangıç var. Öyle mi?”</p>
<p>Doktoru duyunca saymayı bıraktı ve “ne zaman saymaya başladığımı bilmiyorsun” dedi.</p>
<p>“Bu, başlangıcın da olmadığı anlamına mı geliyor?” diye sordu doktor.</p>
<p>“1, 2, 3, 4, 5, 6…”</p>
<p><img class="alignnone" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://4.bp.blogspot.com/-9LmWBFwYkzk/TwzV1pTUp0I/AAAAAAAAAAg/ht-VuO0sxoo/s1600/OZG_6381.JPG" alt="" width="398" height="200" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/17/sayac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çoğul</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/13/cogul/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/13/cogul/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 11:15:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1362</guid>
		<description><![CDATA[Konuk Yazar: Özgür Aydın taşıdık, yüklendiğimiz vicdanı kahpelikler, planlanmış yalanlar bulsak da yüzümüzü ekşittik sadece zavallılık da olsa sızladı içimizde yürek, ciğer arasında bir yerler sonra dedim ki bize çat kaşlarını, biriktir tüm bunları talih cesurların yanındaydı hani yürü hepsi antilop bunların çevirmişler etrafını sırf gülümse diye balığa tahammül eden timsah oldun öleceksin zayıflıktan yok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konuk Yazar:</strong> Özgür Aydın</p>
<p>taşıdık, yüklendiğimiz vicdanı<br />
kahpelikler, planlanmış yalanlar bulsak da<br />
yüzümüzü ekşittik sadece<br />
zavallılık da olsa<br />
sızladı içimizde yürek,<br />
ciğer arasında bir yerler</p>
<p>sonra dedim ki bize<br />
çat kaşlarını, biriktir tüm bunları<br />
talih cesurların yanındaydı hani<br />
yürü</p>
<p>hepsi antilop bunların<br />
çevirmişler etrafını<br />
sırf gülümse diye<br />
balığa tahammül eden timsah oldun<br />
öleceksin zayıflıktan<br />
yok artık iskender, hasan sabbah<br />
ya da diğerleri<br />
kaldır mecazı<br />
hayvan değilsin sen<br />
gör<br />
dön ve al hepsini</p>
<p>04-12-2011</p>
<p><img class="alignnone" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://1.bp.blogspot.com/-zbdAgVijWqU/TwzRl-PqUzI/AAAAAAAAAAY/453EmlUUoLM/s1600/DSC_6446.JPG" alt="" width="398" height="142" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/13/cogul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mitokondri</title>
		<link>http://caglar.simsoy.com/2012/01/11/mitokondri/</link>
		<comments>http://caglar.simsoy.com/2012/01/11/mitokondri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 11:29:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çağlar Simsoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://caglar.simsoy.com/?p=1460</guid>
		<description><![CDATA[Koptu mu okuduklarımla aramdaki bağ Ya baştan başlamalı ya da büsbütün bırakmalı Farklı gruptur başka şairin kanı Zehirleyebilir insanı Kronikleşmeden iyice uzaklaşmalı Yoksa bütün odalarına dağılır Misafir şairin vücut parçaları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koptu mu okuduklarımla aramdaki bağ<br />
Ya baştan başlamalı ya da büsbütün bırakmalı<br />
Farklı gruptur başka şairin kanı<br />
Zehirleyebilir insanı<br />
Kronikleşmeden iyice uzaklaşmalı<br />
Yoksa bütün odalarına dağılır<br />
Misafir şairin vücut parçaları</p>
<p><img class="alignnone" style="border-image: initial; border-width: 1px; border-color: black; border-style: solid;" src="http://2.bp.blogspot.com/-r68OC90qwP4/TwzLePFiXyI/AAAAAAAAAAQ/1aHcf7j4zKE/s1600/DSCF9043.JPG" alt="" width="394" height="255" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://caglar.simsoy.com/2012/01/11/mitokondri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

